Farklı dönemlerden ressamların kendilerine has çizgileri ile ele aldıkları, "Aşk" temalı tablolardan örnekler...
"14 Şubat Sevgililer Günü" kutlu olsun...
Farklı dönemlerden ressamların kendilerine has çizgileri ile ele aldıkları, "Aşk" temalı tablolardan örnekler...
"14 Şubat Sevgililer Günü" kutlu olsun...
Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in (1632-1675) tabloları, genellikle ışıklı ev içleriydi. Bir iç mekan ressamı olan Vermeer’in resimlerindeki temel öğeler genelde ışık kaynağı bir pencere, ön planda dağınık formdaki örtü veya halının bulunmasıydı. Dikkat çeken diğer bir öğe de tabloların hemen hepsinde bir harita vardı. Resimlerindeki bir diğer temel öğe de tablonun içinde tablo yer almasıydı...
Johannes Vermeer çok fazla eser vermemiştir. Eserlerinin çoğu da iç mekana ait çeşitlemelerdir. Işığı büyük bir ustalıkla kullandığı bu çalışmalardaki ince ayrıntılar göz kamaştırır. Dokular, renkler ve biçimler kılı kırk yaran bir kesinlikle betimlenmiştir. Işık kullanımındaki ustalık da mekandaki nesnelerin üzerindeki yansımada açıkça fark edilebilmektedir.
Leonardo da Vinci 1502'de bambaşka bir uğraşa yönelmişti. General Cesare Borgia’nın yanında baş askeri mimar ve mühendis olarak çalışmaya başlamıştı. Neredeyse bir yıl boyunca Orta İtalya’da General’in yanında Toskana ve Umbria bölgelerini dolaşmış, askeri strateji için kullanılacak topografi çizimleri gerçekleştirmişti. Imola’nın şehir planının yanı sıra başka plan ve haritalar çıkarmıştır...
Fotoğrafçı Matthias SCHALLER'in objektifini ressamların paletlerine doğrulttuğu "Başyapıtlar (Das Meisterstück)" çalışmasından örnekler...
Cézanne natürmortlarında birkaç basit nesne kullanmıştı. Natürmort onun için bir görsel algıyı sorgulama aracıydı. Bir nesneyi farklı açılardan gösterdiği denemelerle bu tutkusunu gerçekleştirebiliyordu. Cézanne renk ve hacimleme ilişkisi ile ilgileniyordu. Bir elma gibi parlak renkli yuvarlak bir kütle bu ilişkiyi incelemek için ideal bir obje oluyordu…
Fransız ressam Paul Cézanne (1839-1906) Paris yıllarında İtalyan model Michelangelo di Rosa'nın portrelerini yapar. Resimlerdeki kırmızı yelekli genç mora çalan mavi bir boyun bağı ile yine aynı renkte kuşak takmıştır. Melankolik atmosfere karşın keskin renk karşıtlığı resimlere aynı zamanda canlılık kazandırmıştır.
Portrelerin her biri farklı pozlanmıştır. Bir elinin masaya diğerinin başına dayalı olduğu düşünceli ve dalgın biçimli tasvir edilen portre Cézanne'in en ünlü yapıtlarından biri olmuştur.
Monet, Kavaklar Dizi’si öncesinde de belli bir temayı farklı hava koşullarında betimlemişti. 1890–91’lerde aynı temalı izlenimci eserleri farklı zaman ve ışık şartlarında inceledi. Giverny tarlalarındaki bir dizi tınaz (saman balyası) resmi üzerinde çalıştı. Değişik saat ve mevsimlerde Epte kıyısındaki kavakların resimlerini yaptı. Tınazların derli toplu ve kütlesel biçimlerine karşın kavaklar daha çizgisel formdaydı. Monet, ağaçların gökyüzüne uzanan dikey çizgilerinden, ırmak kıyısının yataylığından ve ağaçların suda yansımalarıyla uzayan dikey çizgilerinden, ızgaramsı bir örüntü geliştirdi. Bu ızgaranın üzerine de sonbahar güneşi gibi hava koşullarını bindirdi...
Frida Kahlo, Salvador Dali, Van Gogh, Pablo Picasso gibi dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmler, ressamların emsalsiz eserleri ile birlikte mükemmel bir görsellik sunuyor. Bu biyografik filmler, ressamların eserleri ve hayatlarını sunmakla kalmıyor, o dönemin moda, makyaj, eğlence anlayışları, yaşam standartları ve koşulları hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor.
Michelangelo’den Frida Kahlo’a Leonardo da Vinci’den Jackson Pollock’a kadar birçok ünlü ressamın sanat hayatına başladığı varsayılan...