Reklamlar
Picture for Salvador Dali

Salvador Dali

Salvador Dali, 11 Mayıs 1904’te İspanya Katalonyasına bağlı Girona ilinin Figueras kasabasında doğdu. Felipa Domènech Ferrés ve noter Salvador Dali Cusi’nin ikinci çocuğuydu. Adaşı olan erkek kardeşinin ölümünden bir yıl sonra dünyaya gelmişti. Bu ölüm Dali'nin hem karakterini biçimlendiren hem yazgısını belirleyen belki de en önemli ayrıntıydı. Dört yaşındayken bazı resimlerine model de olacak çok sevdiği kız kardeşi Ana Maria doğdu.

 

Dali’nin sanatsal yeteneği çok küçük yaşlarda uç verdi. Babasının dostu izlenimci ressam Ramon Pichot Dali’yi ilk cesaretlendirenlerdendi. Onun önerisi ile resim derslerine başladı. 1916’da Belediye Resim Okulu’nda akademik ressam Juan Núñez’den izlenimci teknikleri ile çizim ve kompozisyon temellerini öğrendi. Bu dersler Dali’nin gelişiminde köşe taşları oldu. İzlenimcilik ile fovist ve geleneksel Katalan sanatını harmanladığı bir anlatım biçimi vardı. 1918’de henüz 14’ündeyken ilk sergisi Figueras belediye tiyatrosunda açıldı. Eserleri eleştirmenlerin övgüleriyle karşılandı.

 

Dali 1921'de kariyerinin ilk emin adımlarını atacakken annesini kaybetti. Bu onun için büyük bir ruhsal çöküntü oldu. Üstelik resim mesleğini babasına kabul ettirmesi de çok güç olmuştu.

 

1922’de Madrid’deki San Fernando Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Burada şair ve oyun yazarı Federico Garcia Lorca ve ileride birlikte film projelerine imza atacağı yönetmen Luis Buñuel ile tanıştı. Akademi öncesi izlenimciliğin etkisindeki Dali, Madrid’deki öğrencilik döneminde çok çeşitli tarzları denedi. Birbirinden çok farklı biçimsel özellikler taşıyan bu resim denemelerini aynı zaman diliminde gerçekleştiriyordu. Kendi üslubunu henüz geliştirememişti. 1923’te okul yönetimine isyan etti ve akademiden uzaklaştırıldı. 1925’te okula geri dönen Dali, Barcelona’daki Dalmau Galeri’de ilk kişisel sergisini açtı. Sergiden olumlu eleştiriler aldı ve yetenekli genç bir ressam olarak tanınmaya başladı. 1926'da hocalarının değerlendirmelerini yetersiz bulunca akademiden yine kovuldu. Tüm olumsuzluklarına rağmen Madrid dönemi Dali’nin gelişiminde önemli rol oynadı.

 

1926’da Paris’e ilk ziyaretini gerçekleştirdi. Ünlü ressamlar Pablo Picasso ve Joan Miró ile tanıştı. 1927’de İspanya'da askere gitti. 1929’da başlayan ikinci Paris döneminde Miró aracılığıyla gerçeküstücülüğün öncüsü Fransız şair ve yazar André Breton ve diğer akım temsilcileri ile aynı havayı soludu.

 

1924’te Sürrealizm (Gerçeküstücülük) André Breton'un Gerçeküstücü Manifesto’su ile nam saldı. André Breton Sürrealizmi 'Aklın denetimi dışında, tüm estetik ya da ahlaki kaygıdan sıyrılarak düşüncenin akışına kaptırmak' olarak tanımlarken Dali "Sürrealizm nedir?" sorusuna, “Sürrealizm benim" diyerek Dalice bir cevap verecekti.

 

Erken Gerçeküstücülük, otomatizme ağırlık veriyordu ve Dali'ye göre ilgi alanı 'bulanık bilinçaltı süreçleri'ydi. Oysa Dali'nin çalışmaları tuhaf olarak nitelense de gerçek nesnelerin temsilleriydi. 1920'lerin sonuna doğru bu vurgu azaldıkça Dali bu akımla yakınlaşmaya başladı. 1929’da Paris'te Sürrealistlere katıldı. Bu grubun benimsediği otomatizme; “eleştirel paranoya” adını verdiği kendi geliştirdiği yöntemle eleştiri getirdi. Bir figürü birçok şekilde yorumlamaya olanak veren bu buluşu gerçeküstücülüğe yaptığı en büyük katkı oldu. 1937 tarihli “Narkissos’un Metamorfozu” eleştirel paranoya üslubunu temsil eden en popüler örnek olacaktı. Dali çalışmalarıyla sürrealizme yepyeni bir alan açmış olsa da diğer temsilcileri ile ayrı düştü. Sürrealistler Freud’un teorilerinden fazlasıyla etkilenmişlerdi. Dali de Freud’un Düşlerin Yorumu eserini Madrid’de öğrenci iken okumuştu. 1920 sonu ve 1930'Iardaki tüm eserlerine Freud’un etkisi zaten fazlasıyla kendini gösterir.

 

Dali 1929 yazında Cadaqués'de kendi sergisine yoğunlaştı. Sanat çevresinden aralarında Sürrealist şair Paul Éluard ve eşi Gala’nın (Elena Ivanovna Diakonova) da olduğu birçok ziyaretçisi oldu. Gala sonradan Dali'nin hem ilham perisi hem de karısı olacaktı. Yine bu dönemde Paris’teki Gomen’s Galeri’de ilk kişisel sergisini açtı.

 

Dali 1930 yılını Gala ile Cadaqués-Lligat'ta bir balıkçı kulübesinde geçirdi. Dali'nin ruhsal çözümlemelere olan ilgisi burada zirveye ulaştı. Freud'un bilinçaltını irdeleyen çalışmaları Dali'nin resim ve bildirilerine esin kaynağıydı. 1931 tarihli “Belleğin Azmi”nin 1932'de New York'taki Julien Levy Galeri'de sergilenişi büyük ilgiyle karşılandı.

 

1934’te Dali ve Gala sade bir törenle evlendi. Dali'nin bazı yaklaşımları Breton’la görüş ayrılıklarına neden olmuştu. “William Tell'in Gizemi” tablosu bardağı taşıran son damla oldu. Hatta sürrealistlerce Dali’den savunma istendi. Dali bu krizi atlatsa da kısa bir süre sonra Breton’la sanatsal ve kişisel dostluğu sona erdi. Sürrealistlerin etkinliklerine katılmayı sürdürse de 1930 sonlarında Dali sürrealistler için artık dış kapının mandalıydı. Breton, Dali’nin 1939’da Amerika’daki ticari faaliyetleri nedeniyle adındaki harflerin yerlerini değiştirerek ona “Avida Dollars” (Dolar Düşkünü) lakabını takacaktı.

 

Gala ile 1934’te New York’a ilk ziyaretlerini yaptılar. Julien Levy Galeri’deki sergisi büyük sükse yaptı. Şöhreti New York’a yayıldı. İspanya'ya dönse de savaşın eli kulağında olması, ülkesinde uzun süre kalmasına engel olacaktı. “Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı (İç Savaş Öngörüsü)” tablosunu yaptı. İspanya'da durum karışıktı. Dali'nin İspanyol İç Savaşı'ndaki rolü ise kafa karıştırıcıydı. Savaşın başlangıcında devrimcileri desteklemiş, sonrasında tarafını değiştirip faşist hükümetin yanında saf tutmuştu. İç Savaş’ın başladığı 1936’da Gala ile Londra’daydı. İngiliz sanat çevresinde önemli bir yer edinmişti. Londra’daki Uluslararası Sürrealistler Sergisi’ne dalış takımlarıyla konferansçı olarak katılması sansasyon yarattı. Dostu ve koruyucusu Edward James ile bir sözleşme imzalayıp 1938’e kadar onun maddi himayesinde çalıştı. İkinci Amerika gezisinde 1936 Aralıkta Time dergisine kapak oldu. İç Savaş sebebiyle Gala ile İtalya’da yaşamlarını sürdürdüler. Dali bu dönemde yoğunlukla Rönesans’ı inceledi. Rönesans ressamlarının da etkisi ile geleneksel resim teknikleri ve sanat tarihi yorumlamalarını sanatına eklemledi. 1938’de psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’la Londra’da tanıştı.

 

1940'da Gala ile sekiz yıl sürecek Amerika macerası başladı. İspanya'ya döndüklerinde uluslararası bir şöhrete sahipti. Klasik resme yöneldiği bu dönemde ilk otobiyografisi “Salvador Dali’nin Gizli Yaşamı” ve “Saklı Yüzler” romanını yazdı. 1941’de New York’taki Modern Sanatlar Müzesi’nde ilk retrospektif sergisini Joan Miró ile açtı. Sergi büyük ilgi gördü ve olumlu eleştiriler aldı. Bu ünlü müzedeki sergi Dali için bir dönüm noktası oldu. 1943’te para sıkıntısı çektiği dönemde Amerikalı işadamı Reynold ve eşi Eleanor Morse’la tanıştı. Gerçeküstücü resimler toplayan çift Dali’nin resimlerinden bir koleksiyon oluşturması ekonomik açıdan rahatlamasını sağladı.

 

Dali sanatın diğer dallarında da çalışmalar yaptı. Resimlerindeki motifler ve öğelerle mücevher tasarımları yaptı. Kitap resimleri, sahne dekorları, kostüm tasarımları hazırladı. Resim yapmayı da sürdüren ressamın zengin bir müşteri kitlesi oluşmuştu. Sosyetenin portre ressamı olarak yeni bir döneme girdi. İnsanların yüzünü bir fotoğraf gibi resmettiği portrelere gerçeküstücü tarzı yedirerek ABD’de aranan bir portre sanatçısı oldu. "Frau Isabel Styler-Tas'ın Portresi" gibi çalışmalarında, paranoyak eleştirinin çift anlamlı imgelerini kullanarak büyük ustaların eserlerine göndermeler yaptı. Ünlü sinema yönetmeni Alfred Hitchcock’un Spellbound filmi için resimlerindekine benzer düşsel bir sahne tasarladı.

 

1948’de Gala ile İspanya’ya döndü. Bu yeni dönemde Dali’nin yapıtlarında iki temel özellik göze çarpıyordu. İlki bilimsel olgulardan ve atom kuramına duyduğu ilgiden kaynaklanan atomik ya da nükleer resimler; İkincisi de “Port Lligat Madonnası” gibi klasik ve dinsel konuları ele alan resimlerdi. Hiroşima'ya atılan atom bombası Dali'nin atom kuramına yönelmesine neden oldu. Maddenin küçük parçacıklardan oluştuğu düşüncesini büyüleyici bulan Dali, resimde kullandığı motifleri de parçalamaya başladı. Böylece parçalar arasındaki etkileşimi görünür kılarak en son bilimsel düşüncelere uygun resimler yapmak istiyordu. “Atomik Leda” resminde, bilimsel bir konuyu Yunan mitolojisinden bir öyküyle birleştirmişti. 1951’de Mistik Manifesto'yu yayımlayarak en ünlü dini temalı resimlerinden biri olan “Çarmıhtaki Aziz Yuhanna İsa'sı”nı resmetti. Önceki çalışmalarında gerçeküstücülüğü keskin bir gerçekçilikle bir araya getiren Dali, şimdi de ruhani olanı bilimsel tarafsızlıkla birleştiriyordu. Yeni inancını da Nükleer Mistisizm olarak adlandırıyordu. Bu yapıtların özgünlüğü ve önemi, dinsel ve gizemci motiflerle bilimsel konuları birleştirebilmesinden kaynaklanıyordu. Bu dönemde Rönesans ressamları üzerinde çalışmaya devam etmişti. Eleştirel paranoya yöntemiyle eski ustaların eserlerinin yepyeni ve şaşırtıcı çizimlerini yaptı. “Rafael'e Özgü Kafa Patlaması” gibi eserlerinde Rönesans’ın üzerindeki etkisi ile bilim merakını kaynaştırıyordu.

 

Dali doğum yeri Figueras'ta kuracağı müzeyle ilgilendiğinden 1970’lerde çok az resim yaptı. Müze için düşünülen yer Dali’nin ilk sergisini açtığı eski belediye tiyatrosuydu. Hem medyatik olması hem de ünlü müzelerdeki büyük retrospektif sergileri, Dali’nin dünya çapında şöhrete ve genç bir izleyici kitlesine de ulaşmasını sağladı. 1971’de duvarlarını resimlemeye başladığı müzesini 1974’te açmayı başardı. En güzide yapıtlarını da kapsayan sayısız yağlı boya resim yanında son çalışmalarını da burada sergiledi.

 

Mücevher, kostüm ve sahne tasarımından yazarlığa ve senaristliğe kadar birçok sanat dalı ile ilgilenen Dali, 1970’lerin ortalarında üç boyutlu yapılar üzerinde çalışmaya başladı. Üç boyutlu resimler yapabilmek için çeşitli hologramlarla çalıştı. Bunları ilk kez 1972'de New York'taki Knoedler Galerisi'nde sergiledi. “Holos! Holos! Velázquez! Gabor” çalışmasında iskambil oynayanlarla Velázquez'in Nedimeler’inin bazı bölümlerini üst üste bindirmişti. Resim çiftlerini kullanarak üç boyut oluşturmayı amaçlayan bu stereoskopi yöntemini kullanarak farklı eserler de ortaya koydu.

 

1982’de Gala 88 yaşında Port Lligat’da hayata gözlerini yumdu. Gala'nın ölümü Dali’nin çökmesine ve ortadan kaybolmasına neden oldu. Dali de Figueras’dan ayrılarak hayatının iki senesini geçireceği, Gala’nın öldüğü ve gömüldüğü Pubol’daki şatoya taşındı. 1983'te burada yaptığı “Serçenin Kuyruğu” Dali'nin son eseri oldu. 1984’de bir intihar girişimi olarak da düşünülen şato yangınında ciddi biçimde yaralandı. Arkadaşlarının ısrarlı desteği ile Figueras’a döndü ve son yıllarını Dali Müzesi’nde geçirdi.

 

Salvador Dali, 23 Ocak 1989’da doğum yeri Figueras’da hayatını kaybetti.

 

Yararlanılan Kaynaklar;

Weyers, F., (2005). Dalí, Literatür Yayıncılık, İstanbul.

Ingram, C., (2016). İşte Dali, Birinci Baskı, Hep Kitap, İstanbul.

Masters, C., (2016). Dali, Birinci Baskı, Remzi Kitabevi, İstanbul.

Néret, G., (1997). Dali, Birinci Baskı, ABC/Taschen, İstanbul.

-----------., (2007). Salvador Dali, Birinci Baskı, Boyut Yayın Grubu, İstanbul.

Lunday, E., (2013). Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları, Beşinci Baskı, Domingo Yayınevi, İstanbul.

Güvemli, S., (2005). Sanat Tarihi, Dördüncü Baskı, Varlık Yayınları, İstanbul.

Farthing, S., (2014). Sanatın Tüm Öyküsü, İkinci Baskı, Hayalperest Yayınevi, İstanbul.

1904 11 Mayıs’ta İspanya Figueras’ta doğdu.

 

1908 Kız kardeşi Ana Maria dünyaya geldi.

 

1914 İzlenimci resimle tanıştı. Figueras'ta özel bir ortaokula gitti.

 

1918 İlk sergisi Figueras’daki belediye tiyatrosunda açıldı.

 

1921 Annesini 6 Şubat’ta kaybetti. Madrid’deki San Fernardo Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Federico Garda Lorca ve Luis Buñuel ile dostluk kurdu.

 

1923 Bir yıl okuldan uzaklaştırıldı. "Kübist Otoportre"yi yaptı.

 

1925 Barcelona’daki Dalmau Galeri’de ilk kişisel resim sergisini açtı.

 

1926 İlk kez Paris'e gitti, Picasso ile tanıştı. Akademi'den atıldı.

 

1927 Askerliğini yaptı. 1929 Paris’te sürrealistlere katıldı. “Hazin Oyun”yi yaptı. Gala Eluard'la tanıştı. Luis Buñuel ile Un Chien Andalou'nun (Endülüs Köpeği) senaryosuna imza attı.

 

1930 Cadaqués yakınlarındaki Port Lligat'ta bir balıkçı kulübesi satın aldı. Luis Buñuel ile yasaklanan Dali L'Age d'Or (Altın Çağ) filmini çekti.

 

1931 “Belleğin Azmi” resmini yaptı.

 

1934 Gala ile evlendi. İlk kez ABD'ye gitti.

 

1936 “Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı (İç Savaş Öngörüsü)” çalışmasını yaptı. Sürrealist gruptan uzaklaştırıldı. Time’a kapak oldu.

 

1937 “Narkissos’un Metamorfozu”nu yaptı. İtalya’ya gitti.

 

1938 Gala ile İtalya'dan ayrıldı.

 

1940 Gala ile sekiz sene yaşayacağı Amerika’ya yerleşti.

 

1941 New York Modern Sanat Müzesi’nde Joan Miró ve Dali’nin retrospektif sergileri düzenlendi.

 

1942 “Salvador Dali'nin Gizli Yaşamı”nı yayımladı.

 

1944 “Saklı Yüzler" romanı yayımlandı.

 

1946 Alfred Hitchcock’un Spellbound filmi için tasarımlar yaptı.

 

1948 Gala ile İspanya’ya döndü.

 

1949 “Port Lligat Madonnası” nı yaptı. Gizemli ve bilimsel öğeler taşıyan dinsel resimler yapmaya başladı.

 

1951 Mistik Manifesto’yu yayımladı ve “Çarmıhtaki Aziz Yuhanna İsa'sı” nı yaptı.

 

1958 “Amerika'nın Kristof Kolomb Tarafından Keşfi” ni tamamladı.

 

1971 İlk üç boyutlu resim denemelerine başladı. Eleanor ve Reynold Morse Koleksiyonu ile Ohio'da Salvador Dali Müzesi açıldı.

 

1974 Figueras’ta Teatro Museo Gala y Salvador Dali (Gala ve Salvador Dali Müzesi) açıldı.

 

1982 Gala 88 yaşında Port Lligat’da hayata gözlerini yumdu.

 

1983 Son resmi “Serçenin Kuyruğu”nu yaptı.

 

1984 Pubol'daki yangında ağır yaralandı. Figueras’a döndü.

 

1989 Doğum yeri Figueras’da 23 Ocak'ta öldü.

Belleğin Azmi - Salvador Dali

Salvador Dali'nin 1931 tarihli “Belleğin Azmi” en ünlü tablolarından biridir. Sigmund Freud’an Albert Einstein'a kadar derin etkiler ve izler taşıyan "Belleği Azmi" adlı eseri Dali ve yapıtlarının simgesi Yumuşak Saatler yalnızca onun başyapıtlarından biri değil yirminci yüzyılın en unutulmaz tablolarından biri de oldu.